Skip to content

SeFaaT-Com

Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
ilahiler, ilahi indir, radyo ilahi, islami resim, sefaat radyo, islami oyunlar, ilahiler indir, ilahileri, ilahi sohbetleri, ilahi radyo, ilahisi
Akide

 

 

 

Sahra tarafından yazıldı   
Pazar, 25 Ekim 2009 10:56

Bir seye inanmak, bir kimseyi veya bir haberi tasdik etmek ve kabul ile ona sadik kalmak; inanis tarzi, inanma sekli, telakki tarzi. Itikadla iman es anlamli olup, teslim ve boyun egme anlamini da kapsarlar. Bir terim olarak iman ise; Allahu Teala'nin dinini kalb ile kabul etmek yani Rasulullah (s.a.s.)'in bildirdigi seyleri kesin bir sekilde kalben tasdik eylemektir.

Iman asil bu tasdikten ibaret ise de, tasdik edilen seyleri, dil ile ikrar etmek, bunlar hakkinda sehadette bulunmak da gereklidir. Imanini kalbinde gizleyen kimse Allah nezdinde mümin sayilirsa da; imanini dil ile veya davranis ve amelleriyle aciga vurmazsa, durumu insanlarca bilinemez ve onun müslüman olduguna hükmedilemez.

Allah'u Teala imana delalet eden bir takim alamet ve sartlar ortaya koymustur. Bunlar Islam'in sartlari dedigimiz; kelime-i sehadet, bes vakit namaz, zekat, oruc, hacc vb. hususlardan ibarettir. Bu alametler kimde görülürse, o kimsenin mü'min olduguna hükmedilir ve namazda imam olmak, müslüman bir kadinla evlenmek, cenaze namazi kilmak gibi dünyaya ait hükümler kendisine uygulanir. Bu ameller imana güc verir: Imanin kalpteki nurunu artirir; insani azaptan kurtarir; Allah'in lutuf ve yardimlarina ulastirir. 
 
Islam ise sözlükte, itaat, boyun egme, bir seye teslim olma anlamlarina gelir. Terim olarak; Allah'u Teala'ya itaat etmek, Hz. Peygamber'in din adina bildirmis oldugu seyleri kalb ile tasdik, dil ile ikrar etmek ve güzel bulmaktir. Islam, din anlaminda da kullanilir. Allah'in dinine, yalniz din denildigi gibi millet, seriat, Islam ve Islam dini de denir. Bazan Islam, iman anlaminda da kullanilir.

Hz. Ömer b. el-Hattab söyle anlatiyor: Bir gün Allah'in Resulu'nün yaninda idik. Beyaz elbiseli, siyah sacli bir adam cikageldi. Üzerinde yolculuk izi yoktu, ama hicbirimiz kendisini tanimiyorduk. Hz. Peygamber'in önünde diz cöküp oturdu. Dizlerini onun dizlerine dayadi. Ellerini de Allah'in Rasulü'nün dizlerinin üzerine koyup sordu: Islam nedir? bana anlat Allah'in Resulu cevap verdi: Islam Allah'tan baska ilah olmadigina, Muhammed'in, Allah'in elcisi olduguna , namaz kilman, zekat vermen, Ramazan orucunu tutman, gücün yeterse Hacca gitmendir.

- Dogru söyledin, peki iman nedir?

- Iman, Allah'a, O'nun meleklerine, kitaplarina, peygamberlerine, ahiret gününe ve kadere, kaderin hayir ve serrin Allah tarafindan yaratildigina inanmandir.

- Dogru söyledin. Ihsan nedir?

- Ihsan, Allah'i görüyormussun gibi ona ibadet etmendir. Her ne kadar sen O'nu görmüyorsan da O seni görüyor.

Bu sorulardan sonra kiyamet alametlerini de soran adam kalkip gitti. Arkasindan baktilar, hemen ortadan kaybolmustu. O'nun kim oldugunu merak eden ashab-i kirama Allah Resulu söyle buyurdu:

- O Cebrail idi, size dininizi ögretmek icin geldi. (Buhari, Iman, 37; Müslim, Iman, 13.)

Imanda dil ile ikrar asil rükün olmadigi icin, dilsizlik veya zor karsisinda kalma gibi bir özür halinde sart olmaktan cikar. Zor karsisinda gönülden degil, fakat sadece dili ile inkar eden kimse imandan cikmaz. Nitekim Ammar b. Yasir'e müsrikler iskence ettiklerinde, o da tahammül edemeyerek diliyle inkar etmisti. Iskenceden sonra Allah Resulu'nün yanina geldi. Sahabeler, Ammar'in dinden ciktigini söylediler. Ammar agladi. Bunun üzerine Hz. Peygamber söyle buyurdu: Ammar'in vücudu bütün zerrelerine kadar iman doludur. Sonra Ammar'a dönerek; Yine seni zorlarlarsa inkar et buyurdu.
 
Iman icmali ve tafsili olmak üzere ikiye ayrilir.

1) Icmali iman: Hz. Peygamber'in Allah tarafindan getirip haber verdigi seylere toptan inanmak, yani, O, ne teblig etti ise hepsi haktir, diyerek topluca tasdik etmektir.

2) Tafsili (ayrintili) iman: Hz. Peygamber tarafindan teblig olunan seyleri birer birer bilerek tasdikte bulunmaktir. Küfürden kurtulmak icin icmali iman yeterli ise de, namaz, oruc vb. ibadetleri ögrenip tasdik ve eda etmek suretiyle imanini kemale erdirmek her müslümanin borcudur.

Imanin saglam ve gecerli olmasi icin su üc sart gereklidir:

1) Iman ye's halinde olmamalidir. Yani Allah'in azabini gözüyle gördükten sonra iman sahih olmaz. Bu yüzden son nefeste iman eden münkirin imani kabul edilmez.

Kur'an-i Kerim'de Azabimizi gördükleri vakit edecekleri imanlari, kendilerine bir fayda verecek degildir (Mü'min, 40/85) buyurulur.   

2) Mümin, dinden oldugu kesin olan bir seyi inkar veya tekzib etmemelidir. Buna göre bir kimse, bütün peygamberleri tasdik ettigi halde Hz. Muhammed'in peygamberligini inkar etse mü'min sayilamayacagi gibi; kesin bir farzi inkar etmek veya kendi istegiyle puta tapmak gibi bir Allah'i yalanlama emaresiyle de dinden cikar. Cünkü iman bir bütündür, parcalanamaz. Dinden bir seyi inkar etmek bütün dini inkar demek olur.

Ashab, Tevhid'e imanlarinin suuruna varmakla birlikte ic dünyalarindan baslayip yakin cevrelerine yayilan ve gittikce genisleyen bir mücadele icerisinde kendisini buluveriyordu. Böyle bir mücadele icerisinde olmayipta kendileri icin gayet tabii, kacinilmaz ve hatta imanlarinin hic de garipsemedikleri bir sonucu olarak görüyor, degerlendiriyorlardi. Sahibini ileriye atmayan, meydana cikarmayan, küfürle, cahiliyye ile Firavni ve taguti düzen ve müesseselerle, konum ve sartlarina uygun mücadele icerisine itmeyen bir iman, en azindan küllenmis bir imandir, yahut henüz derinlik kazanmamis, boyutlarinda eksiklikler tasiyan bir cesit inanistir.

Diger taraftan Islam'in günümüz acisindan uygulanabilirligi konusunda süphe ve tereddütler tasimak da iman ile bagdasmaz. Bu en azindan yüce Rabbimiz'in görüneni, görünmeyeni, gecmisi ve gelecegi bilecegine inanmak geregi ile celisir. Allah'in Seriati'nin herhangi bir zamanda yeterli geleceginde süphe icerisinde olmak, Allah'in sifatlarinda süpheye düsmek demektir. Allah hakkindaki bir süphe ve tereddüt ise, mahiyet ve boyutu ne olursa olsun, kisiyi imandan cikartir.

Mümin, iman ettigi nizamin bütün hükümleriyle her zaman ve mekanin degismez, mutlak dogru ve insanligi bunalimlardan uzaklastiracak, mutluluga kavusturacak, insani insana kölelikten, kendi nefsine ya da herhangi batil bir kuvvete tapmaktan, onun boyunduruguna girmekten kurtarabilecek yegane nizam olduguna inanmak ve bunun ilmi bakimdan tartisilmaz bir gercek oldugunu ispat etmek cehdine sürekli sahip olmalidir. Bunun yaninda; böyle bir nizami da arzin herhangi bir yerinde ve kendisini merkez kabul ederek hemen kendisine en yakin parca üzerinde egemen kilmakla yükümlü oldugunu bilmekten, bunun icin say-ü gayrette bulunup bulunmamaktan sorumlu tutulacagi suuruyla kesintisiz bir cehd icerisinde olmakla vazifelidir. Bu onun temel sorumluluklari arasinda yer alir.

3) Dinin bütün hükümlerini begenerek kabul ve hic bir hükmü kücümsemeden ifaya calismaktir. Dinin bazi emir veya yasaklarini hafife almak; bazi hükümlerini begenip de bazilarini begenmemek, insani dinden cikarir.

Imanin faydali olabilmesi icin, ömrün sonuna kadar aynen korunmasi da sarttir. Cünkü itibar sanadir. Bu yüzden Islam bilginleri imanin korunmasi, kazanilmasindan güctür derler.

Imanin gecerli olabilmesi icin, onu mutlaka dayandigi delilleriyle ögrenmek sart degildir. Delil aramaksizin (taklid yoluyla) edilen iman da sahih ve makbuldur. Ancak mümkün oldugu kadar bir seyin delilini tetkik etmek ve delil getirmek farz oldugundan onu terkeden günahkar olur.

Insanlar tasdik ve inkar bakimindan üce ayrilir:

1) Mümin: Islam'in itikad esaslarina ve hükümlerine tamamiyla inanan ve bunlarin geregini yapmaya calisan kimse tam mümin ve müslimdir.

2) Kafir: Allah'a ve peygamberine inanmayan ve dinden oldugu kesin olan bir hükmü inkar eden kimsedir.

3) Münafik: Distan inanmis görünüp, icinden inkar eden de münafiktir. Yüce Allah Nisa Suresi 45'inci ayetinde münafiklarin cehennemin en asagi tabakasinda bulunacaklarini bildirmektedir.

Iman ile amel arasinda siki bir münasebet vardir. Amel imanin muhafazasini saglar ve onu kuvvetlendirir. Ancak amel imandan bir cüz' sayilmamistir. Yani inanip da dini emirleri yerine getirmekte ihmal gösteren kimse imandan cikmaz. Namaz kilmayan, oruc tutmayan, eger imaninda bir bozukluk yoksa yine mümindir, ama isyanindan dolayi Allah'in azabina müstehak olur. Allah dilerse onu affeder, dilerse cezalandirir.

Sonuc olarak iman, kalbe dikilen bir agac ise, ibadet de onun suyu ve gidasidir. Iman agacinin büyüyüp gelismesi icin onu ibadet ve itaat suyu ile beslemek gerekir.

 

Son Güncelleme: Pazar, 25 Ekim 2009 11:00
 

Bedava-ilahi-indir Kuran-i Kerim Islami Klipler Multimedia ilahi-dinle ilahiler-dinle ilahiler-indir ilahi-radyo Ezgiler Dini Film Izle ilahi-radyosu Bedava Ilahiler Bedava Ilahi

Valid XHTML 1.0 Transitional