Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
ilahiler-islami sohbet-ilahi indir-radyo-ilahi-islami resim-sefaat-radyo

Tema-Galerisi

Gul-Yarasi-5.jpg

Radyo Dinle

 RADYO CANLI-RADYO CANLI
Sefaat-Ne-Demek-Sefaat-Nedir PDF Yazdır e-Posta

 

 

 

 

Administrator tarafından yazıldı   
Salı, 07 Nisan 2009 15:04

ŞEFAAT NEDİR-ŞEFAATİN HAKİKATİ-

 Allah peygamberine ve de peygamber yakınlarına dahi Bağışlamak hususunda ayrıcalık Tanımamıştır. Nitekim Hz. Muhammed S.a.v. e ' Ey Muhammed 'evvela yakınlarını uyar' emri celili ulaşır ulaşmaz peygamber efendimiz tüm akrabalarını bir araya toplamış ve sırasıyla her birine ey eşim. ey evladım, Ey amcam ben sizi (bana uymazsanız) kurtaramam.' Demiştir. Allah bu açık delillerine rağmen inanamayanlara kurandaki şu ayetlerini hatırlatmaktadır:
 
Allah, inkar edenlere, Nuh'un eşini ve Lut'un eşini örnek verdi. İkisi de, kullarımızdan salih olan iki kulumuzun nikahları altındaydı; ancak onlara ihanet ettiler. Bundan dolayı, (kocaları) kendilerine Allah'tan gelen hiçbir şeyle yarar sağlamadılar. İkisine de: 'Ateşe diğer girenlerle birlikte girin' denildi. Allah, iman edenlere de Firavun'un karısını örnek verdi. Hani demişti ki: 'Rabbim bana Kendi katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun yaptıklarından kurtar ve beni o zalimler topluluğundan da kurtar.' (Tahrim Suresi, 10-11)


 
Allah bu ayetler ile insan oğluna şu mesajı vermek istemiştir. ' Nuh ve Lut Tüm peygamberlerim gibi merhamet sahibiydi. Onlara Eşlerini helak edeceğim haberini verdiğimde her iki peygamberde bana eşlerinni de kurtarmam için yalvarıp yakardılar. Lakin ben adaletimden asla ödün vermem Benim emirlerime uymayanlar peygamber hanımları olduğu halde ben onları kurtarmadım Peygamberler dahi bana uymayanlara Yardım edemezken İnsanları derlerinden kurtarmak için 'Allah'ın tüm emirlerine uyun kurtuluş ancak bu yolla mümkündür.' Demek yerine dinde olmayan şeyleri dindenmiş gibi sunarak şefaatçiliğe kalkışan Dış yüzleri Müslüman Özleri gavurdan daha da gavur olan kimselerde onlara uyanlarda elbetteki günü geldiğinde azbımızı tadacaklar. Biliniz ki tek kurtuluş benim hukuk bütünlüğüme riayet etmekte geçer ve Ben ' Allah'ın şu emrini yerine getiririm Ama şu emrini asla diyenlere de gerçek kurtuluşu nasib etmem' Demek istemiştir. ]] Mustafa Uzun S. Sırname
 

 


Gerçek Allah dostları Şöyle derler: 
 
' Eğer (sinsice veya açıktan açığa) düşmanın olan şeytanın başını ezmek dilersen gözünü aç da gör ki Şeytanın katili edeptir. Gözünü aç ta! baştan başa Allah kelamı olan Kuran-ı kerime bak. Kuranın bütün ayetleri edep talim eder. Edep öğretir '
 
Mevlana C. Rumi / Mesnevi 
 
Edebe riayet etmek sureti ile şeytanı katledeceğine edepsizliklerin Allah'ın sevgisinden ve de rahmetinden kendini mahrum etme, 
 
' Edep bir tac imiş nur-u hüdâdan giy o tacı emin ol her türlü beladan '


Buhârî, Müslim gibi sahîh hadîsleri toplayan müelliflerin kitaplarında yer alan birçok hadîs, bütün insanların mahşerde, korku içinde bekleşirken işlemin bir an önce başlaması konusunda Peygamberimiz'e (s.a.v.) mahsus şefâatten ve bunun yanında gerek O'nun ve gerekse diğer peygamberlerin, salih kulların, hocaların, talebelerin, dostların şefâatlerinden söz etmekte, bu şefâatlerin hak ve gerçek olduğunu söylemektedir. Dünyada insanların Hz. Peygamber'in (s.a.v.) kabrini ziyaret etmek, O'na salât ve selâm okumak, ezan okunduktan sonra vesîle duasını yapmak, iyi insanlarla beraber olmak, onların sevgisini kazanmak, iyi evlât ve öğrenci yetiştirmek gibi amellerinin (iş, hizmet ve eserlerinin) ilgililerin şefâatlerini hak etme bakımından tesirleri olduğunu ifade eden sahîh hadîsler de mevcûttur.
Bütün bu delîller karşısında bir kimse, diğerine "bana şefâat et" derse bunda bir yanlışlık olmaz. "Şefâat yâ Resûlallah!" demek de böyledir. Bunu diyen kimse, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) şefâatini istemektedir. Bunu isterken de Allah'ın O'na şefâat selâhiyet ve izni verdiği bilgisine dayanmaktadır. "Allah izin versin vermesin sen bunu yapabilirsin" diyen yoktur ve bu talebin açık veya gizli bir şirkle alâkası bulunamaz. Olsa olsa şu denebilir: "Hz. Peygamber vefât etmiştir, bu durumda kendisinden şefâat dilemenin anlamı ve faydası yoktur". Böyle düşünenler öldükten sonra O'nun, başkalarına eşit hale geldiği kanâatinde oluyorlar. Şefâat isteyenler ise, O'nun Allah katındaki derece ve konumunu bildikleri için, öldükten sonra da O'ndan şefâat istemenin yararlı olabileceği kanâatinde oluyorlar. Bu iki kanâatin kesin olarak biri siyah diğeri beyaz değildir.

 

Kimler şefaate kavuşur?

Kâfirlere şefaatçi olmadığını ve putların şefaat edemiyeceğini gösteren âyetleri vehhabiler müslümanlara yüklemeye çalışıyorlar, Peygamberler de şefaat edemez diyorlar. Şefaate sadece iman ehli kavuşacak, kâfirler şefaatten mahrum kalacaklardır.
 

Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
 

(Artık şefaat edicilerin şefaati, onlara fayda vermez.) [Müddesir 48]

 (O gün zalimler için, müşfik bir dost, sözü dinlenecek şefaatçi de yoktur.) [Mümin 18]
 

 

(Kâfir için dost ve şefaatçi yok) demek, (Müminler için dost ve şefaatçi var) demektir. Mesela Mümin suresinin 7, 8 ve 9.âyet-i kerimelerinde, meleklerin müminler için dua ettiği bildirilmektedir. Meleklerin duası elbette kabul olur.

(Kitabın haber verdiği sonuçtan başka bir şey mi bekliyorlar? Haber verilenler ortaya çıktığı gün, önce onu unutmuş olanlar, “Rabbimizin Peygamberleri elbette bize gerçeği getirmişti, şimdi bize şefaat etsin, yahut geriye çevrilsek [dünyaya tekrar gitsek] de işlediklerimizin başka türlüsünü işlesek” derler. Doğrusu kendilerini mahvetmişlerdir, uydurdukları şeyler [putlar] onları koyup kaçmışlardır.) [Araf 53]
  

(Orada putlarıyla çekişerek derler ki: “Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi âlemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da, inananlardan olsak.) [Şuara 96-102]

(Allah'a koştukları) ortaklarından kendilerine hiçbir şefaatçi çıkmayacaktır. Zaten onlar, ortaklarını da inkâr edeceklerdir.) [Rum 13]

(Ondan başka ilahlar mı edineyim? O Rahman olan Allah, eğer bana bir zarar dilerse putların şefaati bana hiçbir fayda vermez, beni kurtaramaz.) [Yasin 23]

Yukarıdaki âyetler, kâfirlere putların şefaat edemiyeceğini göstermektedir. Bu âyetleri ileri sürerek, (Müslümanlara Peygamberler, melekler, âlimler, evliya, şehidler, Kur’an-ı kerim şefaat edemez) diyerek cahilce iftira ediyorlar.

Resulullah efendimiz açıklıyor

Allahü teâlâ, (Ey Resulüm, Kur’anı insanlara açıkla) buyuruyor. Resulü de açıklıyor:
 

(İsra suresinin (yakında Rabbin sana makamı mahmudu verecektir) [mealindeki] âyet-i kerimedeki "Makamı mahmud" bana verilecek şefaat hakkıdır.) (2)

(Ahirette ilk şefaat eden ve şefaati kabul olan ben olacağım.)

(Kıyamet günü en önce ben şefaat edeceğim.)
 

(İmanla ölen herkese şefaat edeceğim.) 

(Her Peygamberin, müstecab [kabul olan] bir duası vardır. Ben duamı, ümmetime şefaat etmek için ahirete sakladım.)
 

(Ümmetimin yarısının Cennete girmesi ile şefaat etmem arasında serbest bırakıldım. Şefaat etmeyi seçtim. Çünkü şefaatimle daha çok kimse Cennete girer.)

(Benden önce hiçbir Peygambere verilmeyen beş şeyden biri şefaattir. Şirk üzere ölmeyen [imanla ölen] herkese şefaat edeceğim.)
 

(Ümmetimden büyük günah işleyenlere şefaat edeceğim.) 
 

Peygamber efendimiz, günahkârlara şefaat edeceğini bildirince, Hz. Ebüdderda, (İmanı olan hırsız ve zâniler de şefaate kavuşacak mı?) diye sual etti, (Evet, onlara da şefaat edeceğim) buyurdu.

(Nefslerine aldananlara şefaat edeceğim.)
 

(Kıyamette, kum sayısından daha çok kimseye şefaat ederim.)

(Ehl-i beytimi sevenlere şefaat edeceğim.)

(Eshabımı kötüleyenden başka, herkese şefaat edeceğim.)

(Kabrimi ziyaret edene şefaatim vacip oldu.)

(Kabrimi ziyaret edenin şefaatçisiyim.)

(Sırf beni ziyaret için gelen, Allah’ın izniyle şefaatime kavuşur.)

(Medine’de ölenlere şefaat ederim.)

(Medine’nin sıkıntılarına katlanana, şefaat ederim.)

(Sünnetimi [imanını] elinden kaçıran kimseye [kâfire] şefaatim haram oldu.)

(Şefaatime inanmayan kimse, ona kavuşamaz.)

(Şefaatime kavuşmak isteyen kızını fasıka vermesin!)

(Şefaatime en layık olan, bana en çok salevat okuyandır.)

(Cuma günü ve gecesi çok salevat getirene şefaat ederim.)  

(Ümmetimden geri kalan olur korkusu ile Cennete girdiğim halde tahtıma oturmam. Allahü teâlâya, "Ya Rabbi ümmetim ümmetim" derim. Rabbim "Ümmetine ne yapmamı istiyorsun?" buyurur. Ben de "Ya Rabbi onların hesaplarını çabuk gör, sıkıntıdan kurtulsunlar" derim. Cehennemliklerin listesi bana verilir. Onlara şefaat ederim. Hatta Cehennem hazini Malik "Ümmetinden cezalanacak kimse bırakmadın" der.)

(Rabbin sana [ahirette çeşitli nimetler, şefaat izni] verecek, sen de hoşnut, razı olacaksın) mealindeki Duha suresi beşinci âyet-i kerimesi inince, Resulullah efendimizin, (Ümmetimden bir kişi Cehennemde kalsa razı oldum demem) diye söylediği tefsirlerde bildirilmiştir. (Tibyan)

 Tag : şefaat şefaat kim verir sefaat şefaat nedir

Son Güncelleme: Salı, 14 Temmuz 2009 20:42
 



Valid XHTML 1.0 Transitional